
ASD HABER MERKEZİ
Kameralı Gözlükler Teknoloji mi, Gözetim Riski mi?
Giyilebilir teknoloji adı altında hayatımıza sokulan yeni cihazlar, sandığınız kadar masum olmayabilir. Sokakta yürürken, bir kafede otururken ya da en özel anınızda bile farkında olmadan kayıt altına alınıyor olabilirsiniz. Çünkü artık “gözlük” dediğimiz şey sadece görmek için değil, izlemek ve kaydetmek için de kullanılıyor.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül, kameralı gözlüklerin geldiği noktayı açık açık ortaya koydu. Dahili kamera, mikrofon, Bluetooth ve Wi-Fi bağlantılarıyla donatılan bu cihazlar; fotoğraf çekiyor, video kaydediyor, ses topluyor ve hatta bazı modellerde anlık olarak sosyal medyada yayın yapabiliyor.
Yani karşınızdaki kişinin sizi izleyip izlemediğini anlamanız artık neredeyse imkânsız.
Algül’e göre bu cihazlar sadece bir “teknoloji ürünü” değil. Aynı zamanda ciddi bir gözetim aracı. Çünkü bu gözlükler, klasik kameralardan farklı olarak doğrudan kullanıcının gözünden kayıt alıyor. Başka bir ifadeyle; siz fark etmeden birinin bakış açısıyla kayıt altına alınıyorsunuz.
İşin daha da tehlikeli kısmı ise şu: Çoğu zaman bu kayıtlar fark edilmiyor. Yani rızanız olmadan görüntünüz alınıyor, sesiniz kaydediliyor ve belki de hiç bilmediğiniz platformlarda paylaşılıyor.
Bu durum sadece etik bir sorun değil, aynı zamanda hukuki bir mesele.
Türkiye’de yürürlükte olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre; bir kişinin yüzü, sesi ya da bulunduğu konumu içeren her türlü kayıt “kişisel veri” sayılıyor. Üstelik yüz ve ses gibi bilgiler, doğrudan kimlik tespiti yapılabildiği için “özel nitelikli kişisel veri” kapsamına giriyor.
Yani açık konuşalım: İzin almadan yapılan her kayıt suç olabilir.
Buna rağmen kameralı gözlüklerin özellikle sosyal medyada kontrolsüz şekilde kullanıldığına dikkat çekiliyor. Çekilen görüntüler bağlamından koparılıyor, insanlar hedef haline getiriliyor, dijital linçler başlatılıyor. Bir anlık görüntü, bir insanın hayatını karartabilecek güce dönüşüyor.
Uzmanlar, bu cihazların özellikle kadınlar ve çocuklar açısından çok daha büyük risk taşıdığı konusunda uyarıyor. Gizli çekim, takip, dijital taciz… Hepsi bu küçük cihazların içine sığdırılmış durumda.
Yani mesele teknoloji değil.
Mesele, o teknolojiyi kullanan insanın niyeti.
Prof. Dr. Algül de tam olarak buna dikkat çekiyor: Kameralı gözlükler doğru kullanıldığında faydalı olabilir. Ancak kontrolsüz ve bilinçsiz kullanım, bu cihazları doğrudan bir mahremiyet ihlaline dönüştürüyor.
Peki ne yapılmalı?
Uzmanlara göre bu tür cihazları kullananlar açık davranmak zorunda. Kayıt alındığını belirtmek, özel alanlardan uzak durmak ve paylaşım öncesi açık rıza almak artık bir tercih değil, zorunluluk. Aksi durumda hem hukuki hem de cezai sonuçlarla karşılaşmak kaçınılmaz.
Ama asıl soru şu:
Sokakta yürürken gerçekten yalnız mısınız, yoksa birinin kamerasına mı bakıyorsunuz?
Yasa Çoğu Kişiyi Üzecek
